TDK’nın internet sitesinde, kurumla ilgili “Türk Dil Kurumu 800′e ulaşan yayını, 40 Bilim Kurulu üyesi, 17 uzmanı, 56 çalışanı ve zengin bir araştırma kütüphanesiyle Türkiye’nin saygın bilim kuruluşlarından biri olarak çalışmalarını sürdürmektedir” sözleri yer alırken, cinsiyetçi terimlerin hangi bilim kuralları açısından değerlendirildiği merak konusu.
Örneğin, sözlüğe ‘erkek’ yazdıldığında ‘er kişi, sözüne güvenilir, mert’; ‘erkek olmak’ denildiğinde ise, ‘erkeğe yaraşır davranışlarda bulunur duruma gelmek’ ifadeleri karşınıza çıkıyor. ‘Kadın’ kelimesinin sözlükteki karşılığı ise şöyle: ‘Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan, evlenmiş kız’.
‘Saygın bilim kuruluşu’ kadın olmayı evlenmek ve ev yönetimindeki marifetleriyle tanımlıyor. Hayrete düşüren diğer bir nokta ise, kadın kelimesini cümle içinde kullandığı ‘kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası’ ifadeleri.
Türk Dil Kurumu cinsel yönelimleri kendi değerleriyle açıklayarak anlaşılması güç bir duruma daha imza atıyor. ‘Gey’i ‘eşcinsel erkek’ olarak tanımlarken, ‘lezbiyen’i , eşcinsel kadın olarak değil, ’sevici’ olarak tanımlıyor.
Sözlükte ‘kadın olmak’, ‘kızlığını yitirmek, kocasını, evini iyi yönetmek’ olarak ifade ediliyor. TDK, kadın olmayı cinsel ilişkiye girmekle tamamen bilim dışı bir şekilde açıklarken, bunu, ataerkil, toplum düzenine dolaylı bir şekil vermek isteyen tanımlarla destekliyor. Örneğin ‘kızlık’ kelimesini ‘Kızın, evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunmaması, saflığını koruması’ şeklinde açıklıyor ve ‘İşte bu onun kızlık odası’ cümlesinde olduğu gibi, argoya dayalı hakaret içeren bir şekilde cümle içinde kullanıyor.
Devamını Oku