Zeki Müren fırtınasının sonu yok! Belli ki herkesin kendine göre Müren’i anası, hatırlatası gelmiş. Elbette herkesin hatırlama biçimi, Müren denince aklına getirdikleri farklı. Herkes meşrebince, dilinin döndüğü, aklının aldığınca, kaybedişimizin 13. yılında yeniden sahipleniyor onu. Muhtelif suretli, çok çeşitli edalı, değişken ruh halli olduğundan da hatırlayan, yazan kadar Müren imgesi çıkıyor ortaya. Tam ona yaraşır bir çeşitlilik, renklilik, farklılık, zenginlik. Tabii tüm bu uğraş boş yere değil. En yakın Müren takipçilerinin bile dudaklarını uçuklatacak iki sürpriz CD yayınlandı geçtiğimiz haftalarda: Odeon’dan, yılı belirsiz ama canlı kaydedilmiş bir gazino galası, Lunapark Konseri ve Universal’den albümlere girmemiş Müren şarkıları, Saklı Kayıtlar. Şüphe yok ki, ikincinin de değeri ayrı ama birinci albüm başlı başına bir hadise. Çünkü milyonlara Müren’in TRT arşivindeki en radikalinden bile olsa kontrollü performansından, hitabından, ‘resmi’ versiyonundan başka, girilebilecek, olabilecek en mahrem halini, gazino sahnesini, ‘gayriresmi’ biçimini sunuyor. Şimdi, kabaca 50’lerin ikinci yarısından 1980’e kadar olan sürede yetişkin olup onun tabiriyle şanslı ‘elit zümre’ye dahil olamayan, onu sahnede bakışları, jestleri, kostümleri ile birlikte bir bütün olarak dinleyememiş bizler de gazino ve Zeki Müren yan yana geldiğinde ortaya çıkan iki yönlü elektrik hakkında, yarım yamalak da olsa, bir fikir sahibi olabileceğiz. Bir mucize olsa da, bir de DVD’si olabilse, keşke…

Zeki Müren, 24 Eylül 1996’da aramızdan ayrılmıştı.
Devamını Oku