Balaji Ravichandran: “Eşcinsel stereotiplere ihtiyacımız yok”
Stereotipler hak mücadelesi sırasında önemliydi – ancak eğer bunları devam ettirmeye kararlıysak eşcinsel komünü bölme tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Balaji Ravichandran’ın bu yazısı 6.Şubat.2010 günü The Guardian gazetesinde yayınlanmıştır.
Çeviri: Pembedergi.com
Geçtiğimiz hafta Omar Kholeif CIF’te (Guardian’ın okuyuculara açık bölümü) “gay erkeklerin maço olmasına” gerek yok dedi. Bu gerçek. Stereotipler – artık geçerli olmayan komik rutinler – eşcinsel hakları hareketi sırasında cinsel azınlıklara hakları için savaşacak bir kollektif kimlik kazandırdığı için önemliydi. Dünya çapında hala bu şekilde bir işlevleri var.
Ancak tehlike eşcinsel pubların, barların ve klüplerin artan bir şekilde belki stereotip eşcinsel “tiplere” hizmet etmesinde yatıyor. Birkaç özelliğinizi öne çıkarın ve kendinizi tanımlayın, yoksa giremezsiniz. Aktif misiniz pasif mi? Ayı mısınız yavru mu? Balamoz musunuz manti mi? Kaslı mısınız göbekli mi? Asyalı mısınız beyaz mı? Erkeksi misiniz kadınsı mı? İnsanların kendisini bunun gibi birkaç etikete indirmesi zaten yeterince aşağılayıcı. İnsanların bana sadece beyaz olmadığım için nereli olduğumu sorması yeterince kötü; ancak bana – Beautiful People sitesinde olduğu gibi – laço muyum lubunya mıyım diye sorulduğunda durum daha da kötü oluyor. Cinsel azınlıklara kendilerini ifade etmeleri ve stereotiplerden kaçmaları için farklı ortamlar sunmak yerine bu mekanlar genç erkek ve kadınları bu tiplere uymaya itiyor. Zorlanmış uyum asla gerçek özgürlük olamaz. Bu yarı-zorunlu olan “coming out”u da da zorlaştırıyor.
Bazı yerlerde yasa ile korunan eşitlik, sosyal olarak evrensel değil. Homofobik saldırıların ve zorbalığın gittikçe görünür olduğu bu zamanlarda eşcinsel erkek ve kadınların sosyalleşebileceği eşcinsellere özel mekanların gerekliliğini daha da çok hissediyoruz. Buraya kadar peki. Ancak bu mekanların heteroseksüel insanları, sırf farketmeden içeri girerler ve kavga çıkartırlar gibi nedenlerle dışarı tutmasına bile karşıyım. Sosyal anlaşma korku veya zorlama ile beslenemez. Bu tabiki tüm cinsel iknalar için de geçerli.
Ne yazık ki pek çok kişi, eşcinsel ya da değil, eşcinsel mekanlarla ilgili konuşurken hemen cinsel partner bulabilecekleri bar ve gece kulüplerini düşünüyorlar. Ön yargılı olmak istemiyorum. Ama bu kabule istisna yaratmak istiyorum. Londraya ilk vardığımda ve arkadaşlarıma gay olduğumu söylediğimde beni hemen bu mekanlara yönlendirdiler. Ancak aslında ortada fazla seçenek de yoktu. Gay’s the Word ve bazı LGBT sergiler dışında alkol ve cinselliği öne çıkarmayan eşcinsel mekanlar bulmak çok zor.
Beni sürekli zorlayan iki şehir efsanesi var. Bunlardan ilki cinsel azınlıklar bir araya geldiği zaman mutlaka seks partneri arıyorlardır kabulu. İkincisi ise eşcinsellerin sosyalize olması için mutlaka birbirlerinin cinsel oryantasyonlarını biliyor olması zorunluluğu. Yani özünde birinin eşcinsel olması (sadece kendi cinsinden kişilerle yatıyor olmasından daha karmaşık bir tanımdır) o kişinin hayatının birincil olarak seks ile yönlenmesini gerektirmez.
Burada eşcinsellerin oluşturduğu ifadeler bile bazen istemeden de olsa zararlı bir rol oynuyor. Gay barların sürekli müşterilerine sundukları parti ve etkinliklerdeki anahtar kelimelere bakın – “maço”, “ayılar”, “kas”, “deri” ve birçoğu; eşcinsel erkekler ve kadınlar ise sürekli vücutlar, seks ve pop kültürüne saplanmış apolitik otomatonlar. Televizyon da Queer as Folk’tan Graham Norton’a kadar bu yolu devam ettirdi. Online dünyada ise cinsel somutlaşmamız GayDar’dan oluşuyor, ya da benim isimlendirdiğim kadarı ile, BunalımDar. Açıkçası, herşey çok moral bozucu.
Bunların hiçbiri kaçınılmaz değil. Yaşamlar sadece seks ile tanımlanmadığı zaman stereotiplere bağımlı eşcinsel platformları bulmak sorun olmasa gerek. Tiyatro, dans, kitap kulüpleri, müzik, şiir, spor, komedi – olasılıklar sınırsız. OutEveryWhere gibi platformlar bunun için iyi bir başlangıç. Ancak gayret içimizden gelmeli.
Stereotipler savaşımız için gerekliydi – belki hala gerekli. Ancak, onları yaratmamızın nedenini bilmeliyiz, eğer bunu kaybedersek kendi aramızda yabancılaşmaya gideriz. Hem de sadece heteronormal bir toplum ile değil, eşcinsel komünü olarak da kendi aramızda. Biz bunun için mi savaş verdik?







-
Almanya
Amerika
Arnavutluk
Avusturalya
Avusturya
Bahamalar
Belarus
Belçika
Bolivya
Bosna-Hersek
Brezilya
Bulgaristan
Burma
Cebelitarık
Çek Cumhuriyeti
Çin
Danimarka
Endonezya
Fas
Fiji
Filipinler
Finlandiya
Fransa
Ghana
Güney Afrika
Güney Kore
Gürcistan
Haiti
Hawaii
Hindistan
Hırvatistan
Hollanda
Honduras
İngiltere
Irak
İran
İrlanda
İskoçya
İspanya
İsrail
İsveç
İsviçre
İtalya
İzlanda
Jamaika
Japonya
Kamerun
Kanada
Kenya
KKTC
Küba
Litvanya
Lübnan
Lüksemburg
Macaristan
Malawi
Maldivler
Malezya
Malta
Manila
Meksika
Mısır
Namibya
Nepal
Nijerya
Nikaragua
Norveç
Özbekistan
Pakistan
Peru
Polonya
Portekiz
Porto Riko
Rusya
Rwanda
Samoa
Senegal
Sırbistan
Slovakya
Somali
Sudan
Suriye
Suudi Arabistan
Tayland
Trinidad&Tobago
Uganda
Ukrayna
Uruguay
Venezuela
Vietnam
Yemen
Yeni Zelanda
Yunanistan
Zimbabwe
© Pembedergi.com, 2010. Bazı hakları saklıdır.
Pembedergi.com yazıları ticari olmayan kullanımlar için açık kaynaktır. Yazıları; değiştirmeden, kaynak göstererek ve kaynak sayfaya bağlantı ve tarih vererek kullanabilirsiniz.
Alıntılanarak yayınlanan tüm yazı ve haberlerin hakları yazarlarına ya da yayınlandıkları mecralara aittir. Alıntılar kaynak göstererek, kaynağına bağlantı ve tarih vererek yapılmaktadır.
Bütün kullanıcı yorumlarının hakları kullanıcılarına aittir. Kullanıcıların görüşleri mecranın görüşleri ve düşüncelerini yansıtmayabilir.
PembeDergi.com » Blog Archive » PembeDergi.com 1 Yaşında! Says:
[...] son bulmalı – Eşcinsellik tedavi edilebilir mi? Eşcinsellik tedavisinin garip dünyası… – Balaji Ravichandran: “Eşcinsel stereotiplere ihtiyacımız yok” – Evrimde eşcinselliğin yeri var mı? – Eşcinsel gençlerde intihar eğilimi: tanımdan mı, [...]
Posted on Mayıs 22nd, 2010 at 12:20 PM