Shinjuku’nun erkekleri: Tokyo’nun eşcinsel bölgesi neden tehdit altında?
Tokyo’nun eşcinsel bölgesi iki blok içine sıkışmış 300 kadar bar ve klüpten oluşuyor. Bu kadar disiplinli bir ırk için herşeyin senelerdir serbest olduğu bir bölge. Peki Tokyo’nun eşcinsel bölgesi neden tehdit altında? Independent’tan David McNeill yazıyor.
Bu makale 7 Şubat 2010 günü The Independent’ta yayınlanmıştır.
Çeviri: Pembedergi.com
Tokyo’daki 24 Kaikan otelinin gri duvarları içeride neler yaşandığı ile ilgili hiçbir sır vermiyor. Shinjuku’nun iş ve alışveriş bölgesinin arka sokaklarına sıkışmış bu yedi katlı bina dışarıdan bakan biri için bir huzurevi bile olabilir. Koyu renk takım elbise giymiş standart şirket çalışanları uzun kış paltoları içinde sessizce binanın tehlikesiz görünen kapısından girip çıkıyorlar. Lobiye girdiğinizde ise sizi genç bir çalışanın şirket patronu ile ilişki içinde olduğu bir eşcinsel porno filminden karelerle süslenmiş duvarlar karşılıyor. Artık Asya’nın en büyük eşcinsel mekanlarından birine girdiğinizi anlıyorsunuz.
Bilet makinesini geçtikten sonra (13 saatlik kalışa 2,600 yen yani yaklaşın 18 pound ödeniyor) artık içeride ne Japonlar ne de turistler için bir kural kalmıyor. Önce sauna ve banyolarda temizlenip sonra herkesin yarı çıplak dolaştığı, 24 saat porno oynatılan dayalı döşeli kat kat odalarda dolaşabilirsiniz. Yorulduğunuzda uyuyabileceğiniz uyku alanları da cabası. “İster etrafta dolaşın, isterseniz de bir yerde durup birinin sizi beğenmesini bekleyin” diye talimat veriyor bir rehber ve ekliyor “müşterilerimiz çok çılgın tablolarla karşılaşmaya hazır olsun”. Bu satirik abartı ve çok dilli tabelaların arasında sadece bir tane görülebilen kural var: “Sakız çiğneyen baylar” binadan çıkarılacaktır.
Pek çok açıdan burası fazlası ile Japon; gizli, bölmelere ayrılmış, düzen ve detaya önem verilmiş. Dışarıdan görüntü kurtarıldığı sürece içeride herşey yaşanabilir. “Burası zıtlıklarla mutlu bir şekilde yaşayan bir ülkedir” diyor Taq Otsuka, Japonya’nın eşcinsel gece hayatı hakkında pek çok kitabı olan bir yazar. “Bazen insanların anlayamadığı iş yapma şekillerine sahip.” Böylece dünyanın en büyük ve sıkı iş hayatı başkentlerinden biri olan Tokyo’nun en ciddi iş bölgesi olan Shinjuku’nun ortasında dünyanın en sıkışık ve çeşitli eşcinsel bar ve kulüp hayatı yer alabiliyor. Buranın ismi Ni-chome (“Ni-çomey” olarak okunur).
Ni-chome’un birkaç blok binası içine seks dükkanlarından farklı zevklere hizmet eden barlara kadar (Japoncada kei deniyor), 24 Kaikan da dahil olmak üzere tam 300 dükkan sıkışmış. Şişman erkekler için barlar, travestiler, dövülmeyi sevenler, kıllılar, gençler, 70 yaşın üzerindeki erkekler, genç erkeklerle birlikte olmak isteyen yaşlı erkekler. Barların isimleri de ilginç Popeye, Tarzan, Duke, Brutus ve Bambi… Bir bar sadece sanki hepsi moda reklamlarından fırlamış süper modele benzeyen erkeklere hizmet ediyor; diğerlerinin müşterisi ise sadece çiftçiler ve doğa ile uğraşanlar. “Bir ara sadece busaiku-kei [çirkin erkekler] hizmeti veren bir bar bile vardı” diye gülüyor Tac’s Knot isimli bir barı işleten Otsuka. “Burada bulamayacağınız birşey olamaz.”
Ancak önceleri heteroseksüellere hizmet veren bu bloğun eşcinseller için bir sığınak haline dönüşmesinden çeyrek asır sonra, bu mekan tehlikede. Yerel işletmelerin bir araya gelerek oluşturduğu birlik geçtiğimiz senelerde Ni-chome’daki işletmelerin neredeyse üçte birinin kapandığını anlatıyor. Bir zamanlar eşcinsellerle dolu Ni-chome sokakları şimdi haftasonları heteroseksüeller, kadınlar, yani basitçe meraklılara hizmet veriyor. “Shinjuku Ni-chome’daki eşcinseller nereye kayboluyor!?” diye başlık attı Japonya’nın ünlü dergilerinden biri. “Burası eskiden gizlilik içinde insanlarla buluşma ve iletişime geçme yeriydi” diyor birliğin başkanı Mitsuo Fukushima. “Şimdi iletişime geçmek için pek çok farklı yöntem var.”
Geçtiğimiz sene anime çizeri Susumu Ryu 276 sayfalık bir çizgi roman yayınladı. Çizgi romanın başlığı “Shinjuku Ni-chome’un yokolması – bu miras çiçek bahçesindeki suyu kim kesti?” idi. Ryu yokolmayı çevrede açılan metro hatları ile gayrımenkul fiyatlarının yükselmesine ama daha çok eşcinsel erkeklerin evlerinin rahatlığında birbirleri ile iletişim kurmasını sağlayan İnternet’e bağlıyor. Barlarda birbirleri ile tanışmak yerine artık online olarak tanışıp otellere gidiyorlar. Japonya’nın ünlü eşcinsel dergisi Barakozu’nun 2004 yılında 33 yıllık yayın hayatının ardından kapanmasını tarihi bir an olarak tanımlıyor. “Bu İnternet’in buradaki eşcinsel kültürü devraldığına dair sembolik bir olaydı” diyor. Kriz de pek yardımcı olmadı. Artık pek çok bar 1,000 yenlik (yaklaşık 7 pound) giriş ücreti alıyor.
Cumartesi geceleri çöküşü gözlemlemek çok da mümkün olmuyor. Büyük bir kalabalık ve arabalar Ni-chome’un sokaklarını doldururken, gece 11′den sonra hiçbir kulüp veya barda yer bulmak mümkün değil. Ancak çoğu işyeri yine de dertli. Cross-dresserlar için 80′ler temalı bir disko olan Sazae’de erkekler içeri takım elbiseleri ile giriyor, tuvalette elbiselerini ve peruklarını takıyor, sonra da saatlerce dansedip çiftlere ayrılıyorlar. Pek çok bar gibi barın sahibi – 1970 soul ve funk müziğinin hayranı orta yaşlı bir travesti – atmosferi yönetiyor ve sessizce müşterilerini düzenliyor. “İş kesinlikle azaldı” diye şikayet ediyor mutsuz bir şekilde. “Eskiden burada dansedecek yer kalmazdı, bir de şimdi bakın,” diyor yarı dolu kulübünü göstererek. “Müşterilerim de yaşlandı.”
O konuşurken hoparlörlerden Gloria Gaynor’ın “I Will Survive”ı yankılanıyor.
Ni-chome Japonya’nın eşcinsel kültüründeki değişimi simgeliyor. 1980′lere kadar – diyor 62 yaşındaki Otsuka – bu alan Tokyo’nun en işlek metro istasyonuna 10 dakika yürüme mesafesindeydi ve o zamanlar müşterilerimiz evli veya cinsel kimliğini saklayan erkeklerdi. “Buraya 20′li yaşlarda ilk kez geldiğimde, herkes sahte isimler kullanıyordu ve herkes mutsuz bir hayat süreceğini kabul etmişti,” diye hatırlıyor. “Çiftler bile ayrı ayrı gelirlerdi. O günlerde eşcinsel bir çiftin bir arada bir yaşam sürmesi bir peri masalıydı,” diye ekliyor Mark Oshima. Kendisi Tokyo’da yaşayan yarı Amerikan yarı Japon bir işadamı: “O eski günlerde, herkes evleniyordu – görünürdeki hayatları saygı duyulabilir olduğu sürece burada başka bir hayat sürebilirlerdi.”
Tipik acılar, kişilik bunalımları ve gizlilik içinde yaşamalarına rağmen Japonya’daki eşcinseller ve lezbiyenler dünyanın geri kalanı kadar baskı altında yaşamadı. 1960′lara kadar İngiltere ve Amerika’da yaşanan ayrımcılık “korkunçtu” diye tanımlıyor Mark McLelland – İngiltere doğumlu yazar Modern Japonya: Kültürel Mitler ve Sosyal Gerçekler kitabının da yazarı. “Avrupa’da eşcinsel olduğunuz için mahkemeye çıkıp yargılanırdınız, burada ise en fazla bir skandal oluşabilirdi ki – batıdaki kadar zarar verici değil.”
İngiliz polisler parklarda eşcinsel erkekleri avlarken, Japonya’da eşcinsellik karşıtı bir kanun yoktu diyor McLelland. Hristiyan kültürlerin çoğunda olan “anti-homoseksüel nefret” homofobiyi ve eşcinsel linç olaylarındaki “hiper vahşeti” tetikledi. Otsuka’nın da dediği gibi: “Homoseksüellik burada asla bir günah olmadı, sadece utanç vericiydi.”
Japonya cinsel tercihler konusunda biraz daha rahat olsa da eşcinsellerin hayatlarını iyileştirecek politik ve sosyal altyapısına da sahip değildi. Eşcinsellik hep kişisel bir seçim oldu ve asla sokakta ya da parlementoda konuşulacak bir konu olarak gündeme gelmedi. Otsuka dünyanın diğer bölgelerindeki eşcinsel hak savaşlarına kıskançlık ile baktığını söylüyor. “Bize buradan çok aşırı ve korkutucu görünüyordu, ancak sokaklarda yürüyüp herkese nasıl da eşcinsel olduğunuzu bağırmanıza saygı duyuyorum.”
Otsuka yurtdışında olanları yazarak barını bir örneğe dönüştürmek istedi. “İngilizcedeki ‘coming out’ terimini öğrendim ve buradaki kişilere anlattım. Uzun süredir bir ilişkim vardı ve diğerlerine de eğer cesaretleri olursa bunun mümkün olabileceğini göstermek istiyordum. Partnerim AIDS’ten öldü [10 sene önce], hastalık hakkında bir sürü önyargı vardı, bunun hakkında da konuştum, ancak benim için zor bir süreçti.”
Bugün, Ni-chome’daki gençler kendi isimlerini kullanıyor ve ilişkilerini dünyaya anlatmaya çekinmiyor – ya da en azından favori kulüplerinin diğer müşterilerine. Ancak gelişme fazlası ile yavaş ve pek çok eşcinsel hala bir yalanı yaşıyor, diyor David Wagner, Ni-chome bölgesinde çalışan 24 yaşındaki bir danışman. “Burası hala Taş Devrinde. Burası dünyanın en büyük şehirlerinden biri ve buradaki eşcinsel hayat acınası. Sydney eşcinsel Pride yürüyüşüne senede 500,000 kişi katılıyor – Tokyo’da ise belki 3,000 kişi, o da olursa.” Hala ailesine cinsel kimliği ile ilgili yalan söyleyen pek çok kişi tanıyor. “Diyorum ki, ‘Eğer hepimiz aynı anda açıklasaydık, dünya çok daha farklı bir yer olurdu.’”
Eşcinsellik Japonya kanunlarında hala tanınmıyor, sivil birliktelikler de kısıtlı. Eşcinsel kimliğini açıklamış bir politikacı ya da yüksek düzey iş adamı yok, diyor Kanako Otsuji. Lezbiyen bir aktivist olan Kanako 2007′de ülkede ulusal bir seçime katılan ilk eşcinsel aday oldu. “Japonya’da bir söz vardır: ‘kokan şeylerin üzerine kapak konur’. Bu konu göz ardı ediliyor. Kimse dokunmak istemiyor. Ancak yine de eşcinsel olmak için iyi bir yer.”
Ni-chome’da bardan bara gezen genç eşcinseller Otsuji’nin toplumu değiştirme ve cinsel kimliklerini açıklama önerilerini saçma buluyor. Belki de bu yüzden 2007′deki seçimde en sonda çıktı. Burada hemen hemen kimse 1969 New York Stonewall isyanını duymamış ya da Tokyo Pride yürüyüşüne asla katılmamış. Ancak çoğu bir önceki nesilden beri hayatlarının değiştiğini kabul ediyor.
“11 yaşımda aileme söyledim” diyor Yusuke Takane. 23 yaşındaki üniversite öğrencisi en popüler kulüplerden biri olan Arty Farty’de içkisini içiyor. “Saklanmak ne demek tam bilmiyorum.” Ülke dışında yaşadığı yıllar ona Japonya’da eşcinsellerin her yerden daha rahat olduklarını öğretmiş. “Fransa’da yaşarken insanlar arkamdan ‘pede’ (ibne) diye bağırıyorlar. Bunun burada yapıldığını düşünemiyorum, özellikle de Ni-chome’da. Bu nedenle buraya döndüm. İnternet’te de insanlarla tanışabilirim – ama burada rahat hissediyorum.”
Ni-chome müşterilerinden çok azı buradaki küçülmenin farkında. Ancak iş yeri sahipleri başka bir konu konuşmuyor. Çoğu Tokyo’nun şu anki aşırı sağcı valisi Shintaro Ishihara’nın bölgedeki cinsel özgürlükten rahatsız olduğunu ve bu nedenle Ni-chome’un küçülmesinde rolü olduğunu düşünüyor, ama ellerinde bir kanıt yok. “Ni-chome’u sevmediği belli,” diyor Wagner. “Hızla küçülüyoruz.”
24 Kaikan kapansa bile müşterilerinin yine de buralara geleceği belli. Normal bir Cumartesi gecesi binanın dörtte üçü dolu. Binanın dışına sıralanmış arabalar pek çok bölgeden plakaya sahip. Japon ve turist yüzlerce erkek havlulara sarınmış koridorlarda dolaşıyor ve göz ucu ile birbirine bakıyor. Kimse sakız çiğnemiyor. “Buraya pek çok kez geldim ve bayılıyorum” diyor ismini vermek istemeyen orta yaşlı bir Japon. “Ni-chome hakkındaki problemleri duymadım ama eğer doğruysa ne olacak ki? Biz bir araya gelmenin yolunu yine buluruz. Kimse insanların kendini iyi hissetmesine engel olamaz.”
Pembedergi.com

Yusuku Takane, Sazae'yi seviyor ancak bu cross-dresser barı bugünlerde pek dolmuyor.

Sazae cross-dressler için 80'ler temalı bir disko.

Taq Otsuka 28 yıldır Tac's Knot barı işletiyor.







-
Almanya
Amerika
Arnavutluk
Avusturalya
Avusturya
Bahamalar
Belarus
Belçika
Bolivya
Bosna-Hersek
Brezilya
Bulgaristan
Burma
Cebelitarık
Çek Cumhuriyeti
Çin
Danimarka
Endonezya
Fas
Fiji
Filipinler
Finlandiya
Fransa
Ghana
Güney Afrika
Güney Kore
Gürcistan
Haiti
Hawaii
Hindistan
Hırvatistan
Hollanda
Honduras
İngiltere
Irak
İran
İrlanda
İskoçya
İspanya
İsrail
İsveç
İsviçre
İtalya
İzlanda
Jamaika
Japonya
Kamerun
Kanada
Kenya
KKTC
Küba
Litvanya
Lübnan
Lüksemburg
Macaristan
Malawi
Maldivler
Malezya
Malta
Manila
Meksika
Mısır
Namibya
Nepal
Nijerya
Nikaragua
Norveç
Özbekistan
Pakistan
Peru
Polonya
Portekiz
Porto Riko
Rusya
Rwanda
Samoa
Senegal
Sırbistan
Slovakya
Somali
Sudan
Suriye
Suudi Arabistan
Tayland
Trinidad&Tobago
Uganda
Ukrayna
Uruguay
Venezuela
Vietnam
Yemen
Yeni Zelanda
Yunanistan
Zimbabwe
© Pembedergi.com, 2010. Bazı hakları saklıdır.
Pembedergi.com yazıları ticari olmayan kullanımlar için açık kaynaktır. Yazıları; değiştirmeden, kaynak göstererek ve kaynak sayfaya bağlantı ve tarih vererek kullanabilirsiniz.
Alıntılanarak yayınlanan tüm yazı ve haberlerin hakları yazarlarına ya da yayınlandıkları mecralara aittir. Alıntılar kaynak göstererek, kaynağına bağlantı ve tarih vererek yapılmaktadır.
Bütün kullanıcı yorumlarının hakları kullanıcılarına aittir. Kullanıcıların görüşleri mecranın görüşleri ve düşüncelerini yansıtmayabilir.
PembeDergi.com » Blog Archive » Şubat 2010 nasıl geçti? Says:
[...] yeri var mı? – Eşcinsel gençlerde intihar eğilimi: tanımdan mı, deneyimden mi? – Shinjuku’nun erkekleri: Tokyo’nun eşcinsel bölgesi neden tehdit altında? – Cinsel hastalıklar yeniden tanımlanıyor: yeni hedef fetişler mi? – Futbolcular ne zaman [...]
Posted on Mart 5th, 2010 at 1:01 PM