Homofobi genç heteroseksüel erkeklerin de düşmanı
John Amaechi eski bir NBA basketbol oyuncusu, yazar ve danışman. Amaechi ayrıca eşcinsel olduğunu açıklayan ilk NBA oyuncusunun olması yanında aktif bir LGBT aktivisttir. Bu yazısı kendi sitesi olan amaechiperformance.com’da 12 Şubat 2010′da yayınlandı.

John Amaechi eşcinsel olduğunu açıklayan ilk NBA oyuncusu.
Önyargılar çevresinde dönen saçma tartışmalardan o kadar sıkıldım ki. Bunun nedeni sadece bu tartışmaları yapanların derinlikten yoksun ve tartıştıkları konuların önemini anlamayan insanlar olması değil, ayrıca herkesi tartışmaların içine çekmeleridir. Böyle zamanlarda kendimi bir bireyden çok profesyonel bir eşcinsel gibi hissetmek durumunda kalıyorum.
Açık olacağım – bence homofobi ve bunun LGBT komünü üzerindeki etkisi en çok konuştuğumuz konu olmamalı. Neyseki açlık, fakirlik ve hastalıklar gibi çok önemli konular bir kenarda dururken barbar kanunlarla azınlıkları hapse atan ve öldüren Afrika ülkelerinde yaşamıyoruz. Ancak Avrupa ve Amerika’da medyanın eşcinseller çevresinde tartıştığı magazin konularından daha önemli konularımız olmalı.
Dünyada neler oluyor diye gazeteyi açtığımda ise şunu görüyorum; Futbol Federasyonunun açıkça eşcinsel olan tek üyesi Peter Clayton futbolcuların homofobi karşıtı reklam filminde oynamalarını reddetmesini mazur görüyor. “Bence klüpler ve futbolcu antrenörleri oyuncularının bu reklamda çıkmasının eleştiri alabileceğini düşünmüş olabilir.”
Dediklerini anlıyorum ama peki bu futbolun ne kadar acınası ve geri durumda olduğunu bize göstermiyor mu? Futbol federasyonu bu aşamada nasıl olur da ikiyüzlü ve geri organizasyonlarının değişimini eşcinsel futbolcuların bireysel olarak kendilerini açıklamalarına bağlayabilir. Futbol dünyası bunun ne kadar yararsız olduğunu Justin Fashanu ile kanıtlamadı mı, ve şimdi tıpkı onu hayal kırıklığına uğrattıkları gibi hepimizi uğrattırmak istiyorlar. LGBT komününün daha fazla şehide ihtiyacı yok.
Dün bir federasyon üyesi Independent’a şunları söylemiş: “Belki, üç, dört ya da beş sene içinde oyuncular bu filmde rol alabilir. Şu anda hiç kimse kafasını giyotinin altında koymak istemiyor. Bu doğru zaman ve doğru yerle ilgili. Oyunculardan bazen o kadar çok şey isteniyor ki, zaman zaman ‘hayır’ demek zorunda kalıyorlar, bu da onlardan biri.”
Öncelikle, verilen zaman skalası biraz iyimser – futbol üç, beş değil, bir yüzyıl geride. İkinci olarak, futbol federasyonunun anti-homofobi bir kampanyasına futbolcuların hayır demesi, ırkçılık karşıtı, açlık karşıtı kampanyalara vakit ayıramamaları ile aynı şey.
Sorulan heteroseksüel oyuncuların (ki kişisel olarak çok azına sorulduğunu biliyorum) “hayır” demeleri rol model olarak sorumluluklarına sırtlarını dönmeleri anlamına geliyor. John Terry gibi biri bu iş için çok iyi olurdu – gazeteleri okuyan kim onun gay olduğuna inanabilir ki!
Hele ki prömiyer ligde dönen eşcinsel tezahuratlar ve şakaları düşünürsek, heteroseksüel oyuncuların anti-homofobik bir kampanya için sıraya girmeleri gerekirdi!
Konuyu konuşmak için aradığım birkaç oyuncu bana kişisel olarak böyle bir reklamda yer almak istediklerini söyledi. Bu oyunculardan biri de kendini biseksüel olarak tanımlıyor üstelik. Ancak sorun oyun sahasında ya da tribünlerde değil, gücün esas toplandığı yerde. Futbol federasyonu sekiz yaşındaki ilkokul çocuklarının kızlarla konuşmaktan korkması gibi “eşcinsellik” konusundan korkuyor. Öyle olgunlaşmamışlar ki ırkçılık karşıtı kampanyalara gönüllü olan beyaz futbolcuları vazgeçirmeye bile çalışıyorlar. Homofobiyle savaşmak için heteroseksüel oyuncuları öne sürmek yerine eşcinsel olan oyuncuların kendilerini açıklamasını istiyorlar – ve bunu yaparken kendi ikiyüzlülüklerini göremiyorlar.
Size düşünmeniz için radikal bir örnek vermek istiyorum.
Bu yazının başında söylediğim gibi homofobinin LGBT komünü üzerindeki etkisi “eşcinselliği” tartışmamız için ana neden olmamalı.
Homofobi önemli bir konudur çünkü heteroseksüelleri de etkiliyor. Homofobi gençlerin – özellikle de genç ve heteroseksüel erkeklerin de düşmanıdır.
Bir okulda bir erkek çocuk için zeki olmak, akademik ilgisi olmak, nazik ve düşünceli olmak, ebeveynlerine yakın olmak, öğretmenlerine ve kadınlara doğru davranmak “eşcinsel” bir davranıştır.
Bir erkek için, cinsel olarak düşünceli olmak – yani nefes alan her dişi şeyle yatabilir olmanın tersi – “eşcinsel” bir durumdur. Kadınlarla cinsel içerikli olmayan ilişkiler kurmak “eşcinseldir”. Duygusal ve düşünceli olmak “eşcinseldir”. Eşcinsel bir arkadaşa sahip olmak “eşcinseldir”. Kusana kadar alkol almıyor olmak “eşcinseldir”. Futbolda ise günlük gazetelerin spor sayfalarını dışını okumak ve üç heceden fazla kelimeler kullanmak bile “eşcinseldir”.
Sosyal olarak hala genç ve yaşlı erkeklerin cinsiyet kimliğini feminen olan herşeyden uzak durarak “gerçek bir erkek” olmak üzere yontuyoruz.
Ve sonra da kadınlara karşı şiddetin neden arttığını mı merak ediyoruz? Erkek çocukların okullarda akademik çalışmalardan neden uzaklaştığını mı merak ediyoruz? Sonuçları düşünmeden kendilerini duygulardan neden uzak tuttuklarını ve neden bu kadar asi olduklarını mı merak ediyoruz?
Genç erkekler vahşi, sorumsuz ve yasadışı işlere karışıyor çünkü bu şekilde “gerçek bir erkek” olduklarının altını çizmeye çalışıyor. John Terry’nin başı derde girdi çünkü o bir takım arkadaşının “malı” ile birlikte oldu – yoksa genel olarak kadınları aşağılayıcı davrandığı için değil.
Günümüz toplumunda bir erkek için biraz zeki olmak ve hatta duygu göstermek “eşcinsellik” olarak kabul ediliyor. Bunun tek istinası var. Gol atıldığında oyuncuların sevinçlerinin arka planına yetmişlerden kalma bir müzik koyarsanız, öpüşen, sarılan, yerlerde yuvarlanan ve birbirine dokunan oyuncularla çok güzel gay pornolar elde edebilirsiniz.
Belki futbol ile ilgili esas sorun budur? Öyle bir takım oyunu yarattık ki sadece “gerçek erkekler” gol sevinci sırasında erkeklik kurallarını yıkabilir ve hala “gerçek erkek” olarak kalabilirdi. Belki bu futbolculardan bazılarının eşcinsel olduğunu kabullenmek, tıpkı o futbolcular gibi tribünlerde ve kulüp yönetici localarında sevinmeyi seven kişilerden bazılarının da eşcinsel olabileceğini kabul etmek demektir.
John Amaechi
Çeviri: Pembedergi.com







-
Almanya
Amerika
Arnavutluk
Avusturalya
Avusturya
Bahamalar
Belarus
Belçika
Bolivya
Bosna-Hersek
Brezilya
Bulgaristan
Burma
Cebelitarık
Çek Cumhuriyeti
Çin
Danimarka
Endonezya
Fas
Fiji
Filipinler
Finlandiya
Fransa
Ghana
Güney Afrika
Güney Kore
Gürcistan
Haiti
Hawaii
Hindistan
Hırvatistan
Hollanda
Honduras
İngiltere
Irak
İran
İrlanda
İskoçya
İspanya
İsrail
İsveç
İsviçre
İtalya
İzlanda
Jamaika
Japonya
Kamerun
Kanada
Kenya
KKTC
Küba
Litvanya
Lübnan
Lüksemburg
Macaristan
Malawi
Maldivler
Malezya
Malta
Manila
Meksika
Mısır
Namibya
Nepal
Nijerya
Nikaragua
Norveç
Özbekistan
Pakistan
Peru
Polonya
Portekiz
Porto Riko
Rusya
Rwanda
Samoa
Senegal
Sırbistan
Slovakya
Somali
Sudan
Suriye
Suudi Arabistan
Tayland
Trinidad&Tobago
Uganda
Ukrayna
Uruguay
Venezuela
Vietnam
Yemen
Yeni Zelanda
Yunanistan
Zimbabwe
© Pembedergi.com, 2010. Bazı hakları saklıdır.
Pembedergi.com yazıları ticari olmayan kullanımlar için açık kaynaktır. Yazıları; değiştirmeden, kaynak göstererek ve kaynak sayfaya bağlantı ve tarih vererek kullanabilirsiniz.
Alıntılanarak yayınlanan tüm yazı ve haberlerin hakları yazarlarına ya da yayınlandıkları mecralara aittir. Alıntılar kaynak göstererek, kaynağına bağlantı ve tarih vererek yapılmaktadır.
Bütün kullanıcı yorumlarının hakları kullanıcılarına aittir. Kullanıcıların görüşleri mecranın görüşleri ve düşüncelerini yansıtmayabilir.