CİNSEL ÇEŞİTLİLİK YAZILARI: “Queer (Kuir) Teori Nedir?”
Bir zamanlar ‘Queer’ terimi, en iyi haliyle homoseksüeller için kullanılan argo bir kelime, en kötü haliyle de homofobik bir aşağılama kelimesiydi. Son yıllarda ise queer farklı bir kullanıma kavuştu. Bu terim şimdilerde kültürel olarak marjinal cinsel kimliklerin hepsini kapsayan bir kavram şemsiyesi kadar geleneksel gey ve lezbiyen çalışmalarından türemiş ve henüz olgunlaşmamış bir teorik modeli de anlatmaktadır. Queer kavramının yayılması 1990′larda üniversitelerde artan lezbiyen ve gey çalışmalarının gelişmesi ile paraleldir. Queer kavramı spesifik bir kimlik kategorisi ile ilişkilendirilmesiği için pek çok tartışmanın içine potansiyel olarak eklenebilmektedir. Lezbiyen ve gey çalışmalarının tarihi ve disiplin oluşumu da çok yeni olduğundan queer teorisi bu çalışmaların en yeni bilimsel dönüşümü olma yolundadır.
Geniş olarak anlatmaya çalışırsak queer teorisi kromozomal cinsiyet, cinsiyet ve cinsel dürtüler konusunda bugüne kadar sarsılmaz kabul edilen bir takım analitik modellerdeki tutarsızlıkları gözler önüne sermektedir. Heteroseksüelliği merkeze alan bu modellere direnç gösteren queer teori seks, cinsiyet ve cinsel çekim konularındaki uyumsuzlukları öne çıkarır. Queer her ne kadar lezbiyen ve gey konuları ile eşleşmiş olsa da konunun analitik alt başlıkları arasında cross-dressing (karşı cins gibi giyinme), çift cinsiyetlilik, cinsiyetsizlik ve cinsiyet düzeltme ameliyatları da vardır. İster bir bireysel performans isterse de akademik eleştiri olarak olsun, queer heteroseksüelliğin baskınlığına karşı durmaktır. “Doğal” cinsel kimliklerin doğruluğunu da sorgulayan queer teori “erkek” ve “kadın” kavramlarını da problematik bulur.
Queer şeklinde çatışmacı bir kelimenin akademik jargona girişi bile geleneksel modellerin yara aldığının bir göstergesidir. Queer kavramının varlığı ayrıca bir devamlılığın göstergesidir. Queer teori, sabit olduğu sanılan cinsiyet, seks ve cinsellik gelişimi kavramlarını özellikle lezbiyen ve gey kavramlarının ışığında çoklu ve değişken bir pozisyona getirmiştir. Ancak Queer “lezbiyen ve gey” kavramının bir kısaltması değiltir. Çoğu teorisyen queer kavramına “yeni bir ufuk, cinselliği düşenmek için yeni bir yol” (de Lauretis, 1991:iv) olarak bakmaktadır. Queer kavramının yararı da zaman zaman sorgulanmıştır. (1) Bunlardan en fazla dile getirilen endişelerden bazıları cinsiyetsiz queer kavramının kalbinde jenerik bir maskülenliğin yeniden kurulup kurulamayacağı; queerliğin dominant cinsiyet sistemlerine itibar etmemesinin batının yirminci yüzyılda geçtiği materyal şeraitlerle uygun olup olmadığı; queerliğin tarihi bir amnezi içinde erken eşcinsel özgürlüğünün duruşu ve taleplerini basitçe replike edip etmediği; ve kapsamı neredeyse sınırsız olduğu için queerliğin lezbiyen ve gey nüfus dışında daha az geleceği olan diğer kategorilerle hizalanmış olup olmadığıdır.
Yapısı her ne olursa olsun queerlik, lezbiyen ve gey çalışmaları üzerinde ciddi bir etki yapmaktadır. Bazı teorisyenlere göre queer kritik bir kavram olarak dominant olduktan ve anadilin bir parçası haline geldikten hemen sonra kendisi ile çelişir ve politik yararlılığını da yitirmiş olur. (2) Peki queer nasıl oluyor da anlaşılır ve geniş kitleye hitap eder bir hale geldiği gibi feshedilmiş oluyor? “Queer Teori” teriminin yaratıcısı kabul edilen teorist Teresa de Lauretis, bu terimi artık mainstream (orta yol politikası) politikanın bir parçası haline geldiği ve mukavemet göstermesi gereken kurum ve güçlerin eline geçtiği gerekçesi ile kullanmayı bırakmıştır.
Aşk Pratiği: Lezbiyen Cinselliği ve Ahlaksız Arzu (1994) kitabında de Lauretis terminoloji seçimini şöyle açıklıyor: “‘Queer Teori’ konusuna gelince, lezbiyenlerin artık bu terimden uzak durmasını istiyorum, çünkü bu terimi lezbiyen ve gey çalışmalarının işlevsel bir hipotezi olarak önerdiğimden sonra medyanın tarafından kavramsal olarak içi boş bir yaratık haline getirildi.” (3) Kendini erken queer çalışmalarından uzaklaştıran de Lauretis, şimdilerde bu kavramı bir zamanlar temsil ettiği politik eleştirellikten uzak buluyor.
Bazı düşünsel alanlarda ise queerlik lezbiyen ve geyler için yeni bir kimliğin ve henüz yaratılmamış bir cinsel zaruretin oluşmasına yardımcı oluyor. Kesinlikle “hızlı ve çoğunlukla eleştirel temelleri olmadan benimsenmesi, bu kavram hakkındaki en dikkate değer ve önemli şeylerin göz ardı edilmesine neden oluyor”. (4) Tüm bunlara rağmen queerlik hala bir ihtilaf ve çatışma potansiyeli taşıyor. De Lauretis’in etkisizlik anlatımına karşı duranlar da var. Judith Butler’a göre queerliğin normal sayılan yapılar üzerine ne tarz meydan okumalar yapacağını kestirmeye çalışmak anlamsız. Tam tersine queerliği bu kadar etkin yapan şey ihtilaflarının çoğulcu olması ve etkilerinin önceden kesitirilememesi. Butler, de Lauretis’e şu konuda katılıyor; queer kavramı lezbiyen ve geyler üzerinde daha geniş bir kavram olarak ortaya çıktığında kaçınılmaz olarak aslında kategorileşmemesi gereken kimlikleri bir kategoriye koydu ve bir nevi nötralize etti. Ancak Butler bunun üzerine şu tartışması da sunuyor; erken gey ve lezbiyen hak mücadelesindeki normalleşme (eşcinsellerin heteroseksüellere benzeme ve onlar gibi yaşama, homonormativite) taleplerinin tuzağına bir kez daha düşmemek için queerliği sürekli değişen bir kategori olarak algılamalıyız:
“[Queerlik] öyle kalmalı ki, hep güncel, asla kimsenin malı olmayan ama her zaman yeniden ortaya çıkan, çarpıcı, birincil kullanımlardan öte ve her zaman acil ve genişleyen bir politik amaç için ve belki de daha rahat politika yapan kavramlar yardımcı olmak için.” (5)
Queerliğin tamamlanmamış, esnek ve uyumlu doğasının altını çizen Butler cinsel kimlik politikalarının geleneksel formasyonlarını oluşturan kategorilerin doğallaştırılmasına karşı bir düzeltme öneriyor. Ona göre kimlik politikalarının mantığı — benzer amaçlara sahip benzer kişilerin bir araya gelerek azınlık-hakları politikalarını işletmeleri — doğallıktan açıklıktan uzak.
Butler’a göre queer teori aslında bir queer teorinin olamayacağını da kendi içinde içeriyor. Queerlik isimlendirme, yabancılaştırma da dahil olmak üzere bir kategoriyi öne çıkartan ya da altını çizen bütün politikalardan uzak durmak ve bir kimliksizliği hatta kimlik-karşıtlığını öne çıkarmak gerektiren bir politikadır. Eğer potansiyel olarak bir grup cinsel kimlik ve pratik olarak queer diye tanımlanabiliyorsa bu kimlik konsepti için müzakereye dönen bir liberal çoğulculuk halidir. Çünkü Queer aslında gey ve lezbiyen ve hatta feminist hareketin içindeki sınırlara da karşı çıkan bir tepkidir. Hem eşcinsel hem de feminist hareket kendini tamına, komün oluşturma, kimlik paylaşma kavramları çevresinde oluşmuştur ancak kaçınılmaz olarak her iki hareket içinde de dışlama, gayri meşrulaştırma ve yanlış bir evrensellik duygusu vardır. Queer kavramının özünde ise bütün kimliklerin uydurma olduğu bilgisi bulunur — yani bütün kimlikler maddesel etkiler tarafından oluşturulmuştur ve keyfi, arızi ve ideolojik hareketlerin sonucudur.
Lezbiyen ve gey çalışmaları dışında queerlik ayrıca geleneksel bütün kimlik politikalarının yarattığı kısıtları da inceleyecek şekilde büyümelidir. Yani queer bütün kendini kimliklendirme süreçlerinin dışında olmalıdır.
Demek ki queerlik konsolidasyon ile ve hatta kendisini sabitlemekle ilgilenen bir kimlik değildir. Kimliğe-bağlı bütün hareketleri eleştirir ve hatta kendi ismi altında kendi ile çelişen formasyonların da bilincindedir.
Kimlik politikalarının tümünün kaçınılmaz sonucunun şiddet olduğunun bilincindedir ve bu hegemonyanın bir parçası olmak itemez. Queer bir kimlik değildir, kimliğin bir eleştirisidir. Ancak queerlik kendinin kimlik politikalarının yarattığı problemlerinin bir parçası olduğunun da farkındadır. Ancak kendini bu eleştirilere karşı savunmak yerine bu eleştirileri göğüsler ve bunlardan aldığı güç ile yeni şekillere girerek geleceğe yönlenir. Butler’a göre “kavram, kendini ortaya çıkaran sebeplerden dolayı revize edilecek, bertaraf edilecek, geçersiz kılınacaktır”.
Halperin için queerlik, tıpkı Butler gibi, ucu nereye varacağını bilmeden geleceği göstermektir. “Queer… zaten çoktan karşı konulmuş patolojilere sahip bir sınıfı tanımlamaz. Bunun yerine limitlerini şimdiden göremeyeceğimiz bir olasılıklar ufuğunu işaret eder.” (6) Queerlik her zaman için değişmekte olan bir kimliktir, “negatiflik konusunda ütopiktir, queer teorinin gerçeklenmesi, gerçeklenmesinin imkansızlığının anlaşılması üzerine kuruludur.” (7) Queerliğin bilinmeyen potansiyelinin teorisyenler tarafından bu kadar altının çizilmiş olması gelecekten birşey beklemeden geleceğe bakmanın karakteristiğidir. Queerliği kimlik politikalarındaki sürekli muhalefet olarak tanımlamak yerine kimlikleri ve etkilerini sürekli sorgulayan bir kavram olarak kabul etmek gerekir. Queerliğin kendi de kimlik alanının dışında kalamaz. Ancak queerlik bazı postmodern mimari eserler gibi kendi içini dışına çıkarır ve kendini oluşturan iskeleti herkesle paylaşmaktan çekinmez. Queerlik ile bazı kimlik politikalarının eşleşmesi normaldir. Keza lezbiyen ve gey çalışmaları gibi kimlik kategorileri çalışmaları 1990′larda aslında queerliğin klasifikasyonlara karşılığına enerji vermiştir.
Annamarie Jagose, Melbourne Üniversitesinde öğretim görevlisidir. Bu pasaj 1996, Melbourne Üniversitesi basımı Queer Theory kitabından alınmıştır.
Çeviri: PembeDergi.com
Referanslar
1. de Lauretis, Teresa (1991) ‘Queer Theory: Lesbian and Gay Sexualities’, differences: a Journal of Feminist Cultural Studies 3, 2, pp.iii-xviii
2. Halperin, David (1995) Saint Foucault: Towards a Gay Hagiography, New York: Oxford University Press.
3. de Lauretis, Teresa (1994a) ‘Habit Changes’ differences: AJournal of Feminist Cultural Studies 6, 2-3, pp. 296-313.
4. Phillips, David (1994) ‘What’s So Queer Here? Photography at the Gay and Lesbian Mardi Gras’, Eyeline 26, pp. 16-19.
5. Butler, Judith (1993a) Bodies That Matter: On the Discursive Limits of ‘Sex’, New York: Routledge.
6. Halperin, David (1995) Saint Foucault: Towards A Gay Hagiography, New York: Oxford University Press.
7. Eldeman, Lee (1995) ‘Queer Thory: Unstating Desire’, GLQ: A Journal of Lesbian and Gay Studies 2, 4, pp. 343-6
Tüm “CİNSEL ÇEŞİTLİLİK YAZILARI”:
- CİNSEL ÇEŞİTLİLİK YAZILARI: “Heteronormativite Nedir?”
- CİNSEL ÇEŞİTLİLİK YAZILARI: “Homofobi Nedir?”
- CİNSEL ÇEŞİTLİLİK YAZILARI: “Queer (Kuir) Teori Nedir?”

















-
Almanya
Amerika
Arnavutluk
Avusturalya
Avusturya
Bahamalar
Belarus
Belçika
Bolivya
Bosna-Hersek
Brezilya
Bulgaristan
Burma
Cebelitarık
Çek Cumhuriyeti
Çin
Danimarka
Endonezya
Fas
Fiji
Filipinler
Finlandiya
Fransa
Ghana
Güney Afrika
Güney Kore
Gürcistan
Haiti
Hawaii
Hindistan
Hırvatistan
Hollanda
Honduras
İngiltere
Irak
İran
İrlanda
İskoçya
İspanya
İsrail
İsveç
İsviçre
İtalya
İzlanda
Jamaika
Japonya
Kamerun
Kanada
Kenya
KKTC
Küba
Litvanya
Lübnan
Lüksemburg
Macaristan
Malawi
Maldivler
Malezya
Malta
Manila
Meksika
Mısır
Namibya
Nepal
Nijerya
Nikaragua
Norveç
Özbekistan
Pakistan
Peru
Polonya
Portekiz
Porto Riko
Rusya
Rwanda
Samoa
Senegal
Sırbistan
Slovakya
Somali
Sudan
Suriye
Suudi Arabistan
Tayland
Trinidad&Tobago
Uganda
Ukrayna
Uruguay
Venezuela
Vietnam
Yemen
Yeni Zelanda
Yunanistan
Zimbabwe
© Pembedergi.com, 2010. Bazı hakları saklıdır.
Pembedergi.com yazıları ticari olmayan kullanımlar için açık kaynaktır. Yazıları; değiştirmeden, kaynak göstererek ve kaynak sayfaya bağlantı ve tarih vererek kullanabilirsiniz.
Alıntılanarak yayınlanan tüm yazı ve haberlerin hakları yazarlarına ya da yayınlandıkları mecralara aittir. Alıntılar kaynak göstererek, kaynağına bağlantı ve tarih vererek yapılmaktadır.
Bütün kullanıcı yorumlarının hakları kullanıcılarına aittir. Kullanıcıların görüşleri mecranın görüşleri ve düşüncelerini yansıtmayabilir.